Baykam: ‘Temel çıkış duygumuz özgürlük!’

 

Bedri Baykam’ın küratörü olduğu Türkiye’den Çağdaş Sanat sergisi, Ukraynalı sanatseverlerle buluştu.

 

Ukrayna Güzel Sanatlar Akademisi’nin resmi üyesi de olan Bedri Baykam’ın küratörlüğünü, Sibel Baykam’ın yöneticiliğini üstlendiği ‘Türkiye’den Çağdaş Sanat’ sergisi, 17 Şubat’ta, Kiev’deki Ukrayna Ulusal Akademisi Modern Sanat Araştırma Enstitüsü’nün ana sergi mekânında açıldı. 

Yoğun bir sanatsever izleyici kitlesinin katıldığı açılışa, Türkiye Cumhuriyeti Ukrayna Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere ve eşi Seda Güldere, TUİD (Türk Ukrayna İşadamları Derneği) Başkanı Burak Pehlivan, Ukraynalı sanat eleştirmenleri, küratör, sanatçı ve sanatseverlerin yanı sıra Türkiye’den sergide eserleri bulunan 11, toplamda da 33 sanatçı, koleksiyoner, gazeteci ve organizasyon ekibi katıldı.

15 Mart’a dek sanatseverlerle buluşacak sergide ise 26 sanatçı yer alıyor: Haluk Akakçe, Ertuğrul Akyüz, Refik Anadol, Suzan Batu, Bedri Baykam, Bubi, Taner Ceylan, Server Demirtaş, Koray Erkaya, Bahri Genç, Deniz Gökduman, Genco Gülan, Horasan, Hayal İncedoğan, Mustafa Karyağdı, Serhat Kiraz, Seydi Murat Koç, Şükran Moral, Ahmet Oran, Mehmet Özenbaş, Bünyamin Özgültekin, Ardan Özmenoğlu, Barış Sarıbaş, Yusuf Taktak, Varol Topaç, Mehmet Yılmaz.

Gamze Akdemir ve Bedri Baykam

1980 sonrası teknik ve stil yelpazesi


‘Türkiye’den Çağdaş Sanat’ sergisi 1951 ve 1988 yılları arasında doğan ve üç jenerasyonu kapsayan Türk sanatçıların eserlerini içeriyor. Bağımsız üretilmiş bu çalışmalar, Türk çağdaş sanatının 1980 sonrasında gelişen zengin teknik ve farklı stil varyasyonlarını gözler önüne seriyor. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Hitay Vakfı, Piramid Sanat, Hakan Çarmıklı, Nart, Beko ve Godiva’nın destekleriyle gerçekleşen serginin yayımlanan 144 sayfalık kataloğu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ukrayna Ulusal Akademisi Modern Sanat Araştırma Enstitüsü’nün direktörü Victor Sydorenko, sanat eleştirmeni/akademisyen Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman ve serginin küratörü Bedri Baykam’ın sunuş yazılarını içeriyor.

Piramid Sanat’ın 1,5 yılık çalışması ve hazırlığı sonucunda Kiev’de açılan ‘Türkiye’den Çağdaş Sanat’ sergisinin ardından da sırada önümüzdeki süreçte Piramid Sanat’ta açılması beklenen ‘Ukrayna’dan Çağdaş Sanat’ sergisi bulunuyor.

‘Türk Çağdaş Sanatı gurur verici düzeyde’


‘Türkiye’den Çağdaş Sanat’ sergisinin açılış heyecanını paylaştığımız Bedri Baykam’la; küratörlüğünü yaptığı serginin geniş yelpazesini, Türk Çağdaş Sanatı’nın gelişimini, yetkin düzeyini, günümüzde mücadele ettiği maddi manevi sorunlarını, Ukrayna ile Türk çağdaş sanatları arasındaki teması, serginin farklı çağdaş sanat örneklerinin bileştiği seçkisini ve Türkiye’den Çağdaş Sanat sergisinin asal duygularını değerlendirmesini rica ettik:

“Ukrayna’da iki yıl önce kişisel sergim açılmıştı ve büyük ilgi görmüştü. O zaman bu büyük mekânı gezip burada bir çağdaş sanat sergisi açma fikri aklımda o zaman netleşmişti. Bunu akademi başkanına söylediğimde olumlu baktı ve gecikmeden bize tam on ay öncesinden 17 Şubat-15 Mart diye somut bir tarih verdi. 

Türk Çağdaş Sanatı’nın mücadele ettiği tüm imkânsızlıkların ortasında geldiği yer çok mutluluk verici. Devlet yardımı görmeden, her ay müzayedeler tarafından arkadan hançerlenerek, koleksiyonerlerin sanata çoğunlukla sanata kendi egoları açısından bakarak girdikleri, sanatçılarla değil kendi koleksiyonlarındaki nesnelerle övünmek istedikleri bir ortamda, Türk sanatçılarının dünyaya kıyasla geldikleri yer onur duyulacak bir üst düzeydir. 

Ukrayna çağdaş sanatı ile Türk çağdaş sanatı arasında çok güzel bir kesişme noktasıdır bu sergi. İki ülke sanatı arasında kuşkusuz yapısal farklılıklar var. İki ülkenin pek kıyaslanabilir geçmişleri olmasa da yetkin sanat buluşmanın yolunu her zaman bulur. 

‘Her iki ülke de Batı’nın egosantrik tavrını umursamıyor’


Ukrayna, yüzyıl başındaki büyük çıkışlı Rus ekollerini dolaylı olarak yaşamış bir ülke. Üzerinde sanata din baskısı olmamış. Sonra kendi büyük siyasi zorluklarını yaşamış ve hâlâ yaşayan bir ülke. Ayrıca sanata tutunan, değer veren, aldıkları eğitim doğrulusunda çok saygı gösteren bir ülke gerçeği söz konusu. 

Türkiye ile en önemli benzerliği; sanat kapitalinin döndüğü New York, Paris, Berlin, Milano, Chicago, Los Angeles gibi büyük metropoller ve akslar dışında, büyük Batı ülkelerinin birbirleriyle yaptığı sürekli müze ve piyasa alışverişinin dışında bir coğrafyada kalmaları. Bir diğer benzerlik de; Ukrayna ile Türk sanat ortamının periferal bir yapıda olmalarına rağmen ısrarla, inançla çağdaş sanat ortamlarını sanatçı, galeri ve/veya kurum düzeyinde geliştirmeye çalışması. Ve Batı’nın egosantrik tavrını umursamadan yoluna devam etmesi.

Devlet ve işadamlarının kriz mazereti!


Bu sergiyi kurarken büyük mali zorluklardan geçtik. Maalesef içim acıyarak söylüyorum son gün, son saniyede gerekçesiz şekilde desteğini geri çeken sponsorlar oldu. Bu akıl almaz bir sorumsuzluk. İster istemez serginin ekonomik gidişatına etkileri oldu. Atatürk’ün sanata, sanatçıya olağanüstü önem verdiği, destek olduğu düşünüldüğünde bugün o noktadan inanılmaz gerideyiz. Hem devletin yaklaşımı açısından hem de varlıklı işadamlarının yaklaşımları açısından. 

Bugün işadamlarımızın büyük çoğunluğu “şimdi kriz var, sanatçılarımıza sahip çıkma zamanı” diyeceklerine; “kriz var, ne olur ne olmaz şimdi sanatın sırası değil” mantığıyla yaklaşıyorlar. İç acıtan bu zihniyet Cumhuriyet döneminde Atatürk ve İnönü sonrası her şeyin sanatı beşinci plana atarak yürüyen hükümetler dizisinin bir sonucudur.

Video, enstelasyondan, lentiküler, pleksiglasa!


Sergide çok farklı çağdaş sanat örnekleri yer alıyor. Türk çağdaş sanatının ne kadar zengin bir yelpazeye sahip olduğunu; ne kadar geniş bir ifade özgürlüğü -video, enstelasyon, lentiküler, pleksiglas, soyut, pop- üzerine kurulduğunu; sanatçıların zengin, özgün ve özgür bir yelpazede, uluslararası alanda sanatseverlerin zevkini cezbeden işler ürettiklerini göstermek istedim. 

Ülkemizin sadece kaçak göçmen, kaçak işçi, yalnız halterci veya yalnız kebap restoran sahipleriyle anılmamasını, yabancı sanatseverlerin sanat ve kültürde en üst düzeyde evrensel işler yapabilen bir Türkiye ve Türk insanıyla da karşılaşmasını istedim. Sergi bunu başardı. 

‘Sonraki hedef; İstanbul’dan sonra Avrupa ülkeleri’


Türkiye’den Çağdaş Sanat sergimiz öncelikle Türkiye’de, henüz tarihi netleşmemekle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir mekânında sergilenecek. Arkasından da hedefimiz elbette gereken destekleri bulabildiğimiz takdirde altı, yedi ülkede daha sanat merkezlerine taşımak. 

Türkiye’den Çağdaş Sanat sergisi, bir akademiyle en somut işbirliği yaptığım sergi oldu. Bu sergiyi Slovakya’da Bratislava’ya taşıma konusunda adımlar atıyoruz. Bratislava’da uluslararası sanat derneklerinin Slovakya ayağını oluşturan, Slovak Sanatçılar Derneğinin geniş tarihi mekânında açmayı düşünüyoruz. 

‘Devletin ne imkânı ne heyecanı var!’


Umarım bu serginin oluşturduğu somut veriler ve heyecanı nihayet gören ve bu konuda cimrilik yapmayacak işadamlarına bu sergi ulaşır. Çünkü devletin bu konuda kullanmak istediği ne bir imkânı, ne de bir heyecanı var.

Elbette çağdaşlığın yanı sıra sergimizin temel çıkış duygusu özgürlük! Türk evrensel sanatçısının, değişik kuşaklardan sanatçıların olaya özgürce baktıklarını göstermek istedim. 

‘Kimileri ‘bienal sanatı’na esir ve halktan kopuk!’


Kelimeyi seçerek kullanmak istiyorum: Bazı küratörlerin benim ‘bienal sanatı’ dediğim bakış açısına biraz fazlaca esir düştüklerini hissediyorum ve sanatseverlerden koptuklarını görüyorum. 

Bu sergiyi gezenler sıkılmıyor, anlam veremedikleri iki fotoğraf, beş tane taş, üç tane ip vesaire görmek yerine; farklı, canlı, renkli, sorgulatan, neşelendiren, gözlerini oyalayan, zihinlerini harekete geçiren, keyif veren işler görüyorlar. Bir sergi salonuna girip sıkılmıyorlar. Çağdaş sanat olarak geniş anlamda halk katmanlarıyla ilişkisini çok daha rahat kuran bir sergi tasarlamıştım. Tahmin ediyorum buna da ulaştık.

Son dönemde çağdaş sanat gittikçe multimedya bir sese sahip oldu; videolar, fotoğraflar, teknoloji veya boyanın veya kolajın farklı kullanımları şeklinde. Biz geleneksel tuvalin hiçbir aşamasını hiçbir şekilde reddetmeden sanatın her türlü multimedya gelişim ağını kullanmasına kuşkusuz sıcak bakıyoruz. 

Video ve geleneksel tuval resmi bir arada!


Türkiye’den Çağdaş Sanat sergimiz videonun da “geleneksel tuval resmi”yle beraber iyi yaşayabildiğini gösteriyor. Çok çeşitli yaş aralıklarından sanatçıların birlikte özgürce var olabileceğini, bütünleşebileceğini, Türk sanatının 1980 sonrası nefes alış verişlerini gösteriyor. 

Günümüz sanatında çoğulcu ses esas. Sanatın, sanatçının eski ayrımlardan koptuğunu görüyoruz. Neydi birinci ayrım? İşte figür sanatı mı soyut resim mi diye Türk sanat ortamı 1980’lerde birbirine girdi. Efendim soyut resim yapmak saçmalık mıdır ya da figür yapmak gericilik midir diye. 

Daha sonra da maalesef son 15, 20 yılda tuval resmi yapanları küçümseyerek bakan, efendim enstelasyon veya video yapmıyorsanız siz geçmişin ölü sanatını yapıyorsunuz gibi bir hava estirmeye çalışan kavramsal sanatçılar oldu. Bu sergi onlara da bir cevap. 

Sanat tarihinden siyasete değen yapıtlar


Sergilenen yapıtların bazıları sanat tarihine, bazıları siyasete doğrudan veya dolaylı girip çıkıyor. Meselâ Şükran Moralı’nın yapıtı eril kafanın kadın algısına yöneliyor. Ertuğrul Akyüz’ün işi bugün dünyanın oldukça başını ağrıtan göç kavramının soyut bir yansıması. Buna benzer daha doğrudan sosyal olaylara temas eden yapıtlar da oluyor, yalnız sanat tarihine gönderme yapan işler de oluyor. Sonra Refik Anadol’un yapıtı bu çağın yaşadığı kabuk değişimin, yeni binyılın ve yeni dijital dünyanın bizde uyandırdığı havayı çok iyi yansıtıyor.

‘Kültür Bakanlığı’nın yapmadığını yapıyoruz!’


Ben Türk çağdaş sanatı yalnız budur demiyorum, tek seçenekler yalnız budur demiyorum. Ama Türk çağdaş sanatının seçkin bir örneğini veriyorum ve geniş yelpazesini ortaya koymuş oluyorum. Buna benzer tabii ki farklı sergiler, gruplar, çıkışlar yapılabilir. Mühim olan bu iradeyi ortaya koymak ve çağdaş Türk sanatının hangi düzeyde var olduğunu dünyanın değişik yerlerine sergi olarak, katalog olarak, düşünce olarak bırakmak. Bunun sayılamayacak kadar çok faydası var. Onun için hedef bunun daha da kapsamlılarını yapmak. Türkiye’de Kültür Bakanlığı’nın yapmadığını, yapamadığını yapmak. İstikamet bu.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/baykam-temel-cikis-duygumuz-ozgurluk-1723237


 

Yazı Tarihi: 06.03.2020
Kategori: Haber
Paylaş
Benzer Yazılar